Uygur Türklerinin Günümüzdeki Kritik Durumu Ve Yapmamiz Gerekenler

Mehmet Emin HAZRET

Yurt dışında bir veya birkaç dil bilen Uygur aydınlarının yeterince olmalarına  rağmen,  yaşadığı ülke halakının  dili ile  Uygurların problemi hakkında  bilgi ve belgeye dayalı akademik  yazı yazan  Aydınlarımız çok azdır.      Diasporada yaşayan suskun Uygur aydınları içinde Çin’i karşısına alarak takma isimle de olsa  yazı yazmaya cesaret gösteren birkaç  kişi vardır. Onlar da yaşadığı ülke dilinde değil, Uygurca yazarak Uygurları Uygurlara anlatmakla meşguller.  Bende Uygur toplumunun gözündeki bandı söküp atmak, gerçekler ile yüzleştirmek için Uygur Türkçesi ile  herkesten çok  fazla yazı yazdım. Uzun yıllardan  sonra yurt dışındaki Uygur Türklerinin  düşünce ve  akla fazla ihtiyacı olmadığını anladım. Bunun için son yıllarda Doğu Türkistan ve Uygur  Türkleri problemini  Türkiye Türkçesi ile  yazmaya ve Türk insanına anlatmaya karar verdim. Hafta içinde  yoğun çalıştığım için yazılarımı ancak hafta sonları yazabiliyorum. Uygur Türkçesi ile  yazmayı zorunlu olarak gördüğüm zamanlarda  da yazılarımı Uygur Türkçesi ile kaleme aldım ve yayınladım.  Çünkü, Uygur Kardeşlerimin bunları özellikle bilmesi benim için    çok önemliydi. Uygurca kaleme aldığım bu yazılarımı daha sonra  yine ben  kendim  Türkçeye  çevirdim. Çünkü, bilinen  bazı mahremiyetimizin  Türk  Kardeşlerimiz ve okuyucularımızın bilmesinde zarar değil,belki de  yarar olduğunu   düşünüyorum.

Uygur  Türkleri  Sömürge Boyunduruğu Altına Girdiği Tarihten Beri,Tarihininin  En Kritik ve  En Tehlikeli sürecini Yaşamaktadır

Almanya’nın NAZİ Diktatörü Hitler, 1940’lı yıllarda  Yahudileri Toplama kamplarında toptan  imha ve yok  etmişti.  Ancak,  NAZİ Almanyası’nın  kontrolü dışındaki ülke ve topraklarda daha fazla Yahudi topluluğu yaşadığı için Yahudiler bir  Millet olarak varlığını sürdürmeyi başardı ve en sonunda da  bağımsız İsrail  devletini  kurmayı başardı.  Çin,bugünkü Doğu Türkistan’ı  Hitleri’in yaptığı gibi  Uygur Türklerini  21. Yüz yıl dünyasının en büyük doğal toplama kapına dönüştürmüş durumdadır. Doğu Türkistanlı Kardeşlerim benim bu yazdıklarımı  “Senin Söylemene ve yazmana  gerek yok. Bunu biz zaten  biliyoruz” diyebilir.  Ama, tam bu günlerde hepimizin tam bilemediği veya  bilmediğiniz bir şey vardır;  Pekin yönetimi,01 Nisan 2017’de  , İslam dini için  “Aşırılıkla savaş” kanununu neden şimdi çıkardı? Neden bu kanunda “ erkeklerin sakal, bıyık bırakması, kadınların tesettürü giyinmesi, Dini nikah kıydırmaları , çocuklara İslami çağrıştıran isim koymalarını  yasal olarak “suç” kapsamına alındı? Neden?

İşin Perde Arkası

6-7 Nisan 2017 tarihinde Çin devlet başkanı Şijinpeng ile ABD devlet başkanı Donald Turmup’un  Florida’daki Malikanesinde   bir araya geldi. Şi, Turump’ın karşısına bir dosya ile gelmişti. Dosyanın konusu  kuzey Kore idi. Şi, Donald Turamp’a kimsenin tahmin etmediği bir teklif sundu. Çin, ABD ile birlikte kuzey Kore’nin işini bitirecekti. Kulaklarına inanamayan Turamp  şaşkınlığından twitter hesabından Çin Lideri Xi için  “ Harika adam”   övgüsünde bulundu.  Çin’in para manipülasyon yapan ülkeler  listesine alınmayacağını, eğer kuzey Kore işine yardımcı olurlarsa Çin mallarına yüksek gümrük vergisi koyma konusunu yumuşatabileceği sinyali de verdi.  Bu ekonomik ayrıcalıklar ise  Çin komünist parti iktidarının ayakta kalması için hayatı önem taşıyan konular idi. ABD deniz savaş Filosu kuzey Kore’ye doğru ilerlerken, Çin  iki hafta içinde kuzey Kore sınırına 200 bin asker yığdı. ABD, kuzey Kore’nin önemli stratejik noktalarını bombalayacak, Çin ise karadan girerek kuzey Kore’yi işgal edecek ve bu ülkenin imarını üstlenecekti. Kore yarımadasının birleşmesini engellemek noktasında Washington ile Pekin ortak görüşte birleştiler. Ancak  ayrıntılar noktasında  hala derin  görüş ayrılıkları sürüyor.

Kaderin  şu cilvesine bakın ki ; Çin kendisi  büyütüp nükleer  bomba sahibi  yaptığı bir canavarı Kuzey Kore’yi   67 yıldan beri  ABD’ye karşı koz olarak kullandıktan sonra,  şimdi ABD ile birlikte yok etmeye hazırlanıyor.

Doğu Türkistanlı Kardeşlerimi ve Hemşerilerim “ Kore savaşı ile Uygurların ne alakası var?” Diye soracaklardır elbette.  İşin püf noktası  esas bu noktada  düğümlenmiştir. 1950- 1953 yılları arasında devam eden  Kore savaşında  ölen bir ABD askerine karşılık 18 Çin askeri ölmüştür. Bu defa ABD, Kuzey Kore’ye sadece bomba atacak ve  karaya asker çıkarmayacaktır. Bu savaşta Çin’in  500 bin veya 1 milyon askeri muhtemel Kore Savaşı’nda haşyatını kaybederse bunun sonucu ne olacaktır ? Bunun cevabı ise tek kelime ile ;   “ Denizden bir damla  Su kayıp olacaktır.” O kadar.

Çin’in Esas  Planı Bir Taşta Birkaç Kuş Vurmaktır

Çin Kuzey Kore krizinden yararlanarak  yine bir taşta birkaç kuş vurmaya hazırlanıyor.

1) ABD.Başkanı Trump’un  Rus Lider  Putin’e hazırladığı “Misafir Koltuğu”’na bu kez  Çin Lideri   Şijinpeng aniden oturuvermiştir.  Ruslar ise  şaşkın bir durumdadır.

2) Başkan Trump de Çinliler gibi “Çin Liderinin “müthiş zekası” na  hayran kalmıştır.

3) Çin ,  1979 yılında Komünist  kardeşi, eski müttefiki ve güney komşusu Vietnam’a  saldırmıştır. Zamanın Çin Lideri dengşiaopeng saldırıdan iki hafta önce    Waghington’da ABD başkanı Regan ile görüşmüş ve  anlaşmıştı. Şimdi kuzey komşusu ve komünist kardeşi kuzey Kore’ye saldırıdan önce Şijinpeng  ABD başkanı Trump ile anlaşmaktadır. Tarih bir bakıma tekerrür etmektedir. 1979  Vietnam Savaşından beri   hiçbir sıcak  savaşa girmeyen Çin ordusunun gerçek savaş tecrübesine  ihtiyacı bulunmaktadır.

4) Çin, Kuzey Kore gibi kendi başına buyruk,kimseyi dinlemeyen bir Korsan  devleti ortadan kaldırmada büyük bedel ödeyecek. Ve bu suretle  Çin dünyada büyük saygınlık kazanmayı hedeflemektedir.

5) Kuzey Kore gibi bölge’de yeni  bir stratejik öneme sahip toprak parçası üzerinden kendisine pay kapacak ve ileri’de Kuzey Kore’de  kendine  bağlı kukla ve uydu  bir yönetim kurmayı düşünmektedir.

6)  Washington’un destiğini arkasına alan Xi Liderliğindeki Çin Komünist Partisi   ülkesindeki muhalif güçleri tamamen  tasfiye edebilecek ve onların tamamını silip süpürecektir.

7) Kore krizi çözülme esnasında Çin ordusunun  ülke içerisindeki baş  hedefi Doğu Türkistan ve Müslüman Uygur Türkleri  olacaktır.

Çin,  Doğu Türkistan’da Kültürel soykırımdan Fiziki  Soykırım Uygulamasına Geçme Ön Hazırlığında

Doğu Türkistan’da  Çin’in 500 bin  askeri ve  300 bin  silahlı  polis  gücü vardır. Bunlardan  başka Doğu Türkistan’da konuşlanan “Bingtuvan – Askeri çiftçi Milis Gücü = Sözde Üretim ve İnşaat Ordusu ” adında ordu statüsü ve disiplinine sahip  2 milyon silahlı  etnik göçmen Çinli bulunmaktadır.  Doğu Türkistan’daki Çin işgal Askeri,Polisi ve Sömürge Ordusu Bingtuen’in elinde  daha önceleri de  Uygur Türkleri  üzerinde denemiş ve test edilmiş  nükleer başlıklı füzeler dahil,  kimyasal ve  biyolojik silahlar  da mevcuttur.

Çin devlet başkanı Şi, ABD.Başakanı Trump ile   görüşmeden önce tüm bu hesapları detayları ile planlayıp projelendirmiştir. Xi yönetimi   sadece Doğu Türkistan’da uygulanacağıni ilan ettiği ve bu yasanın bir maddesinde  net olarak yazılan  İslam’a karşı  “Aşırılıkla savaş yasası”  ziyaret öncesi çıkarmış ve hemen yürürlüğe koymuştur.   Çin, Doğu Türkistan’da    İslam’a karşı top yekun savaş açmakla birlikte, İslam dinini  isim vermeden “Aşırı Dinci  Akımlarla Savaş” adı altında  Çinin zulüm aracı  haline sokmuştur. Buna karşılık etnik Çinli Çin vatandaşlarına yanı kendi halkına Uygurlar kadar  acımasız olmamıştır. Bu yasayı icra ederken, Çin, ilk iş olarak yıllardan beri kendi Milletini satan,aşağılayan ve onlara zulmeden  ve kendilerine  sadakat ile hizmet eden işbirlikçi Millet ve Vatan hainleri Sözde   Uygur yöneticileri görevden alarak ve onları tutuklayarak cezalandırmakla işe başlamıştır.    Çin’in bu sinsi ve iki yüzlü uygulamaları meyvelerini  hemen  vermeye başlamıştır. Uygur  İşbirlikçi Hainler,  Çin devlet medyasında “Ben Uygurum. Ancak Müslüman değilim.” Anlamında adeta bir birileri ile yarışırcasına peş peşe Açık Mektuplar” ilan etmeye başlamışlardır.Bundan sonra Çin,ikinci merhalede bu Vatan ve Millet hainlerine   “Ben Uygur değilim, Büyük Cunghua Milletindenim( Çinliyim).” dedirteceklerdir. Diğer yandan bir hafta önce ÇKP’nin  yayın organı  olan “ Global Times”, gazetesi ,  Eğitim sektöründeki tüm  Uygur öğretmenler Çin komünist Parti’sine sadık görünmeye çalışan ancak aslında hiç de sadık olmayan “ iki yüzlüler” olduğunu  açıklamıştır.  İki hafta önce Doğu Türkistan’daki tüm Üniversitelerde Uygur Öğretmenlerin “ Geriye dönük olarak ; Ne zaman ve nerede bölücülük ile ilgili söz ve davranışlarda  bulunduklarını  itiraf etmeleri için ikrarnameler(Formlar) dağıtılmıştır.  Tüm Uygur Memurlar, kimler ne sebeple ve  hangi ülkeye seyahate gitmiştir ?  O ülkelerde yaşayan hangi Uygurlar  ile görüşmüştür ? Devlet Memuru olan bu Uygurlardan   Kimin çocuğu,yakını  veya akrabası  hangi yabancı ülkede hangi şehir ve Üniversitede okumakta  veya çalışıyor?  Bu şablon sorular üzerinden her Memur tek tek   sorgulanmakta ve ifadesi alınmaktadır.    Yabancı ülkelerde okuyan çocukları olan  bir çok anne, baba  tutuklanmış olup halen ceza evlerindedir.  Çin yönetimi  tarafından yüksek maaşla satın alınarak Uygur toplumuna karşı  muhbir ve Ajan olarak kullanılan  Sözde Vatansever duyarsız Aydınlar korkakça ve alçakça   bir birini ihbar etme yarışı  içine girmiş bulunmaktadır.  Çocuklarını Uygur okullarına değil, Çince okullara vererek  Çine sadakat gösteren, ve bugün ana okuldan Üniversiteye kadar Çince eğitimin zorunlu hale gelmesini teşvik ederek Doğu Türkistan’da Uygur dilindeki eğitimin tasfiyesine katkı sağlayarak buna  sebep  bu vicdanını,imanını Çin’in kanlı parasına satan bu Hainler Uygur genrçlerinin  Uygur  dilinden, Uygur ruhundan, Uygur kültüründen, Uygur örf adetinden arındırılması uygulamasında  büyük vebalı bulunmaktadır.Bu Hainler Uygur gençlerinin  medeni kölelere dönüşmesinde esas  suç ortakları iken, şimdi bu sözde  “Uygur aydın”lar  kendileri topluca tasfiye  edilerek gözden düşmüş durumdadırlar.  Çünkü, Çin’in  stratejik  hizmet takvimine göre, onların tarihi Misyonunu tamamlanmış ve  kullanma tarihi geçmiştir.

Ben 1997 de kaleme aldığım  “İstiklal Savaşı” adlı  kitabımda “ Uygur toplumu sindirildikten sonra Çinlilerin  Uygur maşalara ihtiyacı kalmayacaktır.” Diye yazmıştım. Bugün görülüyor ki, Çinlilerin, maşaları olan  sözde Vatanperver Uygur adındaki  Hainlere  yanı zulüm araçlarına ihtiyacı kalmamıştır. “Uygur aydınlar” dediğimiz insanların çoğu zaten para karşılığı Çine teslim olmuş, halkından kopmuş, isteyerek beyaz yakalı kölelere dönüşmüşlerdi. Onları Çinlilerin sindirmesi  çok kolaydır.

Esas Hedef Uygur Para Sahipleridir

Kültür servetten bağımsız yaşamamını sürdürebiliyor.  Ancak  servet kültürlerin gelişmesinde vaz geçilmez en önemli besin kaynağıdır. Uygurların şu anda  devleti ve  ordusu olmadığı için gücü de yoktur. Servet sahibi olmak demek,  güç sahibi demektir. Çin’in  Doğu Türkistan’daki baskı ve soykırımında Çok yakında sıra servet  sahipleri  olan Uygurlara gelecektir.  Çin’in asıl hedefi Uygur iş adamlarıdır. Ancak  Uygur Türkü  İş adamları servetine güvenerek derin  bir uykuya dalmış durumdalar.  Çin yönetimi, onları veya çocuklarını siyasi suçlu diye tutuklayarak tüm mal varlığına el koyması mukadderdir.Bir diğer gerekçesi  ve töhmeti ise, onları   “Sen dış ülkelere gittiğinde falancı terörist ile görüşmüşsün.” diye tutuklayıp  servetini tamamen ellinden alacaktır. Çin’in bu düzenbazlık temelli  sinsi tertiplerinden asla Kaçış yoktur. Çin, son bir asır içinde  Uygurları  bu ve benzeri yöntemleri kullanarak 6 kez soymuş ve mal ve mülkünü gasbederek onları  soyup soğana çevirmiştir. Uygurlar içinde servetleri ile öne çıkan bir çok iş adamı Çinli rüşvetçi yöneticilerin himayesinde büyüdüğü için “ Beni Çinli patronum koruyacaktır.” diye aç kaplanlar arasında dolaşan kuzu gibi gamsız dolaşmaktadır.  Sadece Uygur iş adamları değil,  Doğu Türkistan’da yaşayan Uygur Türklerinin tamamı  Çin tarafından 7. kez  tekrar soyulup soğana çevrilme tehlikesi altındadır. Bu konuda Çin’in girişimleri başlamıştır bile.

Bütün bunlar  Çin’in  topyekün bir soykırım uygulamasının  ön hazırlıklarıdır. Müslüman ülkeler ve İslam dünyasının büyük bir bölümü  ateist  Çin Komünist Partisi iktidarının  saflarında yer almaktadır. ABD’nin de Çin ile yakın bir  iş birliği için yanaşması, Çin’in büyük bir Müslüman (sadece Uygur) katliamına hazırlamasına şart ve  imkan  sağlamaktadır.    Tarihi şan ve şereflerle dolu Aziz Uygur  Türklerini  tarihin hiçbir döneminde görmediği  ve karşılaşmadığı büyük bir   tehlike beklemektedir.

Uygurlar Ne Yapmalı?

Bugün her şeyden önemli olan şey. Uygur  Türklerinin   kendi varlıklarını   koruyabilmeleridir. Uygur Türkleri   olarak  büyük bir dikkatle ve sabırla sükunetimizi ve soğukkanlılığımızı   muhafaza etmeliyiz.  Gerçi Çin Kamu Güvenliği  Bakanlığı,   çıkardığı yeni yasa ile, “sabır” kelimesini kullananların da “terör şüphelisi” olarak  izlenmesi gerektiğini bildirmektedir. Bu konuda yayınlanan isim listesinde bu “Sabır^kelimesi de en başlarda yer almaktadır. Çin işgal yönetimi,  kullanılması yasak olan isimlerin  listesini  yayınlamış olsa da, biz bu Sabir bu kelimesini  kullanmadan da sabretmemiz pekala mümkündür.  Peygamberimiz Efendimiz, Mekke’i Mükrereme’de iken, Müşriklerin üzerine  devenin pis işkembesini attıklarını ve  ve kendisinin bu pislik altında  altında nefessiz kaldığında bile sabırlı olmalarını Müslümaanlara emretmiştir.   Peygamberimiz,Müslümanların  ilk şehidi Hz.Sümeyye’yi  Müşrikler parçalayıp şehit ettiğinde de sabretmiştir.

Zamanı gelmeden  İşgalcılara karşı toplu halde isyana kalkışmak kendimizin toplu  olarak imhasını hızlandırmaktan başka bir işe yaramayacak ve olumlu hiç bir  sonuç de  vermeyecektir.

Doğu Türkistan’da   yaşayan Bazı gençlerimizin küçük gruplar  halinde Çin İşgal güçleri ile   çatışarak  Allah yolunda şehit  olma  tercihleri  Uygur toplumunun  ruhunun canlı tutulmasında yegane motivasyon  kaynağı olmaktadır.  Bu  Cesur Kahramanlarımız  kanları ve  canları pahasına  kutsal inançlarımızı ve milli onurumuzu koruyan ve bizim 21.yüzyıldaki kutsal mücadele  tarihimizi  yazan kahramanlarımızdır. Bu cesur Kahraman Fedailerimiz  hakkında kötü söz söyleyen  her kim ise,bilsinler ki  bunlar tam bir   vatan hainidir.

Ancak, düşmana  toplu halde karşı koymak zamanı bu bugün değildir. Uygur Türkleri ve halkı  olarak sayıca azalsak bile  toplum  olarak hayatta kalabilirisek ileride  üreyerek çoğalmamız ve  özgürlüğümüze tekrar kavuşma şansımız olacaktır. Halkımız bugünkü şartlar altınıda duşmanı olan da Çin’den  asla ve kat’a şefkat beklemediği gibi, yurt dışından de kendisine her hangi bir yardım  gelebileceği  beklentisine girmemelidir.

 Peki ; Biz Uygurların Sonumuz Ne Olacak?

Her şerde bir hayır vardır derler ve çok doğru ve yerinde bir sözdür.  Bugün Çin ile ABD kuzey Kore’ye savaş açma konusunda  gizli antlaşmaya vardığı kesinlik kazanmış bulunmaktadır.  Ancak,  ileride elde edilecek kar pastasını  bölüşme safhasında  herkesin kendi hesabı  mutlaka var olacaktır.   Gerçekten ABD-Çin ile Kuzey KOre arasında bir savaş çıkarsa, 3.Dünya savaşının de fitili ateşlenmiş demektir.  Esas savaş, muhtemel elde edilecek  pastayı bölüşürken patlayacak ve  ve savaş ateşi  bütün Çin’i  mutlaka saracaktır.

İşte o gün  Çin’in düşmanları biz Uygur Türklerini  kendiliğinden  bulacaktır. O zaman geldiğinde ise,  halkımızı örgütleyecek  ve doğru yola sevk edecek en  güvenilir, dürüst ve yetenekli kadrolarımız  mutlaka ortaya çıkacaktır.

Şimdi  ise ben herkese, SABIR diyor ve soğukkanlılıkla beklemelerini öneriyorum.

Diaspora’da Yaşayan Uygur Vatan Sevdalılarına  Bir Çift Sözüm Var

Diaspora’da  bir birlerini  anlamayan ve  hiç sevmeyen teşkilatlarımız mevcuttur. Bu  teşkilatlarımızda  bir birine kuyu kazan “LİDER” ‘lerimizin  mevcut olması , dış ülkelerdeki faaliyet gösteren Doğu Türkistan Teşkilatlarımızın  bir araya gelip güç oluşturmamızı engelleyen en büyük faktörlerin başında gelmektedir. Asırlardan beri   şöhret ve yetki açlığı çeken toplumlarda her sokaktan bir “Lider” çıkmasının önüne geçmek çok  zor ve hatta imkansızdır.  Vatanımız  içinde  bir askeri oluşum ve bu oluşuma emir ve komuta edecek   ve Doğu Türkistan  özgürlük savaşını yönetecek  yetenekli bir yönetim ve en önemlisi merkezi bir  komuta  organı ortaya çıktığında, yurt dışındaki oluşum ve disiplin kendiliğinden tekrar sağlanabilecektir.  Diaspora’da milli dava içinde yetişmiş, vatanına ve  Milletine sadık, çalışkan, ve yetenekli  çok  değerli  kişilerden oluşan kadrolarımız mevcuttur.  Bu günlerde  bu Kadrolarımız  kendi  kişisel güvenliğini çok iyi korumalıdırlar. Bunun için ;

  1. Çok güvenli olmayan hiçbir yerde yemek yememeli. Memleketten  hediye olarak gelen (en yakın akrabalardan olsa bile)   hiçbir yiyecek maddesine  asla el sürmemelidir.
  2. Hediye olarak getirilen kıyafet ve giyim eşyalarını kullanmamalıdır. Kullanılması elzem olanları dahi kullanmaktan kaçınmalıdırlar.
  3. Memleketten gelen “İyilik ve Yardım sever” lerden uzak durmalı. Gazeteci, Mücahit ve  Uygur dostu  görünümündeki yabancıların siciline ulaşmadan ve onları çok iyi tanımadan ve haklarında yeterli bilgi sahibi olmadan onlarla kesinlikle görüşmemeli ve onlarla temas kurmamalılar.
  4. Haklarınıda iyi derecede bilgi sahibi olamadığı ve tanımadığı bu  ” Dostlar ”  ile bir araya gelerek  beraber  ve birilikte asla yemek yenmemeli.

Diaspora’da yaşayan Uygur Türkleri olarak şuna  özellikle odaklanmalıyız ;

  1. Doğu Türkistan’da Çin  işgal yönetimi tarafından halkımıza karşı  işlenmekte olan  Çin devlet terörü ve  İnsanlık suçunu yaşadığımız ülke halklarına en iyi şekilde anlatmalıyız.
  2. Çin, Doğu Türkistan’da kitlesel katliam yapmaktan çekinmemekte  ve  bundan da asla korkmamaktadır. Çin’in  bu  konuda en çok korktuğu ve çok çekindiği husus ise,  bu cinayet ve katliamlarının ve bunlara ait belge ve  delillerinin dış dünyaya sızmasıdır.
  3. Vatanımızda cereyan eden  baskı,zulüm ve soykırımlar ile trajedilere ait bilgi,haber ve belgelere  ilk elde edebilecek olanlar yine  bizleriz.Bunların  elde edilmesi ve kamu oyuna sunulması çok önem arz etmektedir.
  4. Düşünebilen ve düşündüklerini yazabilen ve eli  kalem tutan vicdan sahibi  Uygur aydınlar, bir müddet Uygurlara  Uygur Türkçesi ile  Uygur  propagandası yapma  tutkusundan vaaz geçip, yaşadığınız ülke dilinde  Doğu Türkistan’ın ve  onun sorunlarını Allah Aşkına  yazınız, Çeşitli mahfillerde   Doğu Türkistan hakkında konuşmalar yapınız.
  5. Doğu Türkistan Dost ve gönüldaşlarını  çoğaltalım.  Demokratik ülkelerde halkın istek,arzu ve  sesinin hükümetleri etkileyebileceğini   asla unutmayalım.
  6. Kutsal Doğu Türkistan  Milli davasını kişisel  geçim kaynağı olarak gören, ve  yıllardan beri köşe başlarını işgal etmiş sözde  “ Dava Sözcüleri”’ne bundan böyle bu fırsaatları vermeyelim.
  7. Bu “Sözcüler”in  yıllar önce ezberledikleri  güncelliğini ve inandırıcılığını yitirmiş  klişe söz ve kelimeleri  ezberlemelerinin yerine , olayaları ve gündemi iyi takip eden,okuyan ve araştıran  ve  yazılanları  takip ederek,  en önemlisi okuyarak,bilerek  öğrensinler ve ondan sonra  medyaya poz vermeye koşsunlar.Bu sözcüleri bu konuda ikna edelim ve  ve yeri geldiğinde  tepkinizi gösteriniz.
  8. Bugün  kendini Doğu Türkistanlı olarak gören ve kabul eden   herkesin  kutsal Vatan ve Millet davasını yürütme ve anlatma görevini samimi olarak ve en iyi şekilde yapma ve yerine getirme zamanı olduğunu asla aklımızdan çıkarmayalım.Bunun zamanı gelmiştir ve geçmektedir de.

Yabancı ülkelerde sadece zengin olarak iyi ve konforlu  yaşamak isteği yüzünden  milli davadan kaçarak hayatını sürdürmekte olan Uygurlar da bu günlerde huzurları kaçmış durumda. Onların aileleri de memlekette Çin polislerince yakalanarak Hapishanelere  kapatılmakta ve yabancı ülkede yaşayan aile bireylerinin gizli bilgileri istenmektedir. Onların ülkelerine  geri dönerek   Çin Emniyet güçlerine kendilerinin teslim olmaları talep edilmeketedir.

Dış dünyada  kendi Milleti ve toplumundan yani Uygurlardan uzak durarak huzura kavuşmak isteyip,  hala buna kavuşamayan Uygur Türkü Kardeşlerime  şunu  özellikle hatırılatmak istiyorum ;

  1.  Siz kendinizin   Müslüman Uygur Türkü  kimliğinizi unutursanız veya unutturmak isterseniz  bile Çinliler sizin  asıl Müslüman Uygur Türkü kimliğinizi  asla unutmayacaktır.
  2.  Mensubu olduğunuz Uygur  Türkleri  bu dünya’da  huzura kavuşmadan sizin ve çocuklarınızın huzura  kavuşması  asla mümkün değildir.
  3. Bir insanın veya bir ailenin tek başına kurtuluşu, gerçek  kurtuluş değildir. Gerçek kurtuluş  o bireyin ait olduğu toplum ile birlikte kendi toplumun kurtuluşundadır.
  • Gecenin en karanlık anı, güneş doğmasına en yakın olan yanı Tan’ın Ağarmasına yakın   andır.
  • Çin’in ve onun   çevresinde bizlerin  beklemediğimiz veya düşünemediğimiz gelişme veya gelişmeler  her an olabilir.
  • Biz  Doğu Türkistanlı Müslüman Uygur Türkleri olarak ;   muhtemel her gelişme veya gelişmelere yanı olabilecek Her şeye hazırlıklı olarak  teyakkuzda  beklemeliyiz.

Kaynak: Uygur Haber ve Araştırma Merkezi

Leave a Comment

*

*