Doğu Türkistan’ı Unutma, Dua et!

1953 yılındaki nüfus sayımına göre Sincan Uygur Özerk Bölgesi yani Doğu Türkistan’ın nüfusunun yüzde 75’ini Uygurlar, yüzde 6’sını Han Çinlileri oluşturuyordu.

2000 yılına gelindiğinde ise nüfusun yüzde 40.57’si Han Çinlisi, yüzde 45.21’ini ise Uygurların oluşturduğuna şahit olundu.

50 yıl gibi kısa bir süre içerisinde bu şaşırtıcı demografik değişikliğin tek nedeni Çin tarafından bölgedeki Uygur nüfusunun oranını azaltmak ve Çinli oranını artırmaktı.

Çin uzun yıllardan beri bölgedeki Uygur ve Kazaklar başta olmak üzere Müslümanlara karşı pek çok insan hakları ihlali gerçekleştirmiş ve bu durum insan hakları örgütlerince sık sık raporlarda dile getirilmiş olmasına rağmen hiçbir sonuç alınamamıştır.

Doğu Türkistan Türkleri, 1760 yılından beri 97 defa silaha sarılarak Çin hâkimiyetine son vermeye teşebbüs etmişlerdir.

1759’dan itibaren Çin, belirli aralıklarla Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ni 5 defa istila etmiştir.

Uluslararası kurumların gözleri önünde Doğu Türkistan Türklerine yıllarca uygulanan soykırıma sessiz ve etkisiz kalınmıştır.

Maalesef Çin’in BM ve dünya ekonomisindeki gücü karşısında İİT ve Arap Birliği yıllardır üç maymunu oynadılar.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi milletvekilleri, bölgede “terörizmin ve aşırıcılığın yayılmasını önlemek amacıyla” geçtiğimiz Çarşamba günü yeni bir yönetmelik geçirdi.

Sincan Halk Kongresi tarafından kabul edilen yönetmeliğe göre bölge halkının “aşırılığı teşvik ettiği gerekçesiyle” yüzü tam olarak kapatan kıyafetler giymesi ve uzun sakal bırakması yasaklandı.

Çin hükümetinin Sincan Uygur Özerk Bölgesi›ndeki Müslümanların hayatını daha da zorlaştıracak yeni 15 maddelik yönetmeliği geçtiğimiz cumartesi günü uygulanmaya başlandı.

1 Nisan Cumartesi günü yürürlüğe giren düzenlemede, Müslümanların “normal” olarak nitelendirdiği “peçe ve sakal” dahil olmak üzere devlet televizyonunu izlemeyi reddetme ya da devlet radyosunu dinlemeyi reddetme ve çocuklarına dinlettirmemeyi yasakladı.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde kırsal kesimlerde güvenlik ve gözetim önlemleri artırılarak bölgeye binlerce ağır silahlı polis konuşlandırıldı.

Çin güvenlik güçleri, Sincan Uygur Özerk Bölgesi›nde büyük bir anti-terör mitingi düzenledi. 

Yönetmelik uyarınca, evlilik ya da boşanma ya da başkalarının düğün, cenaze törenlerine ve miraslara karışmak için yasal işlemler yerine “dine başvurmak” aşırı görülerek yasaklanmış eylemler kapsamına alındı.

Mevzuata göre gıda ile ilgili olmayan bölgelerde “helal” kavramının uygulanması ya da başkalarının laik hayatlarına müdahale etmek için kullanılması da aşırı bir eylem olarak kabul edildi.

Yeni yönetmelik ile İslami içerikli yayın, basım, dağıtım, satış, üretim, video, mağaza, yasaklanıyor. Aile planlaması politikasının uygulanmasına engel teşkil edilme sayılan çocuk doğum sayısı ceza sebebi.

Halka açık yerlerde, toplu taşıma, tren istasyonları, havaalanları gibi kamuya açık alanlarda peçe takan kadınların derhal emniyet güçlerine ihbar edilmesi gerektiği de maddeler arasında.

Özet olarak 1 Nisan’dan itibaren Doğu Türkistan genelinde İslami inanç, yaşam, ibadet gıdada helal haram kavramlarına, örf ve adetlere yasaklama uygulaması resmen başlamış bulunuyor.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi, maalesef son yılların en ağır kültürel dini asimilasyon politikaları ile karşı karşıya… Allah yardımcıları olsun.

Myanmar’da Arakan Müslümanları ve Çin’de Doğu Türkistan Müslümanları uzun yıllardır yalnız başlarına büyük insan hakları ihlalleri ve insanlık suçlarına maruz kalırken bizler de çaresiziz.

Doğu Türkistan’ı unutmayalım, en azından dua edelim.

Kaynak: Yeni Akıt

Leave a Comment

*

*